MAZLUMDER’den Haberler (Nisan 2026 – Temmuz 2026)
“Kim olursa olsun zalime karşı, kim olursa olsun mazlumdan yana” mottosuyla MAZLUMDER, 35 yıldır; mazlumların sesi olmaya çalışmış, tarihe notlar düşmüş, toplumun vicdanına seslenmiş, insan hakları bilincinin yaygınlaşması için eğitim çalışmaları düzenlemiş, adliyelerden meydanlara, cezaevlerinden geri gönderme merkezlerine hak ihlalleriyle mücadele etmiş ve yeryüzünde zulmün ortadan kaldırılması için faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedir.
Özgürce İnsan Hakları Dergisi’nin bu kısmında, ortaya koyduğumuz emeği, 4’er aylık periyotlar halinde okuyucularımızla paylaşmayı istiyoruz. Bu paylaşımların, gönüllülerimizle dayanışmayı artırmasını umuyoruz.
Cezaevlerindeki Hak İhlalleri ve Hasta Mahpuslara Yönelik Başvurular
Erzurum Aziziye 2 Nolu Cezaevinde Yaşanan İhlaller
- Erzurum Aziziye 2 Nolu Ceza İnfaz Kurumu’nda Türkçe dışında bir dil konuşulmasının yasaklandığı ve bir mahkuma Kürtçe konuştuğu gerekçesiyle disiplin cezası verildiği iddiaları üzerine Adalet Bakanlığına başvuru yapılmıştır.
Hasta ve Yaşlı Mahpuslar İçin Başvurular
- 06 Nisan 2026 tarihinde Yusuf Gazi Abubeker Navşan, Abdullah Tırpan ve Erol Şengök’ün cezaevindeki hayati risk taşıyan durumları için Adalet Bakanlığı ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunulmuştur. Maltepe Cezaevi’nde bulunan Yusuf Gazi Abubeker Navşan’ın durumu hakkında cezaevi yönetimi tarafından bilgilendirme yapılmıştır.
- Ailesinin başvurusu üzerine hasta mahpus Abdullah Tırpan’ın durumu yeniden değerlendirilmiş, hastane raporları da esas alınarak Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve Adli Tıp Kurumu nezdinde girişimlere devam edilmiştir. 29 Haziran 2026 tarihli resmi başvuruyla, desteksiz yürüyemediği raporlanan 73 yaşındaki Abdullah Tırpan için verilen “cezaevinde yalnız yaşayabilir” raporunun akla ve vicdana aykırı olduğu vurgulanmıştır.
Soykırımcı İsrail’in Zulmü, Sumud Filosu ve Lübnan Saldırıları
- 02.04.2026 / Apartheid Rejimin İdam Yasası: İsrail parlamentosunun sadece Filistinli esirlere uygulanmak üzere kabul ettiği idam cezası yasa tasarısına karşı uluslararası topluma harekete geçme çağrısı yapılmıştır.
“Filistinlilerin meşru müdafaa hakkının, “İşgalci” tarafından bu yasa ile terörizm kılıfı altında cezalandırılması kabul edilemez. İşgalci bir gücün, işgal ettiği coğrafyadaki insanları idam etmesi, savaş suçu kapsamındadır.”

- 09.04.2026 / Lübnan’a Yönelik Saldırılar: Soykırımcı İsrail özellikle 7 Ekim sonrası süreçte yalnızca Gazze’yi değil; Yemen, Suriye, İran, Katar, Lübnan gibi çok sayıda ülkeyi de hedef almıştır. İran’a ABD ile başlattığı saldırıların ardından Lübnan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştırmıştır. İsrail’in sivil yerleşim yerlerini ve altyapıyı hedef alan, yüz binlerce insanı yerinden eden Lübnan’a yönelik saldırıları kınanmıştır.
Küresel Sumud Filosu’na Korsan Saldırı
- Gazze ablukasını kırmak amacıyla yola çıkan sivil inisiyatif Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda 30 Nisan 2026 tarihinde ve 19 Mayıs 2026 tarihlerinde işgalci İsrail tarafından düzenlenen korsan saldırı kınanmış ve alıkonulan aktivistlerin derhal serbest bırakılması talep edilmiştir.
Filonun hukuki sürecini takip eden hukuk ekibinin parçası olan derneğimiz, gelişmeleri yakından takip etmiş ve saldırıya uğrayan Sumud Filosu yolcularının ifade ve adli tıp kurumundaki işlemlerine destek olmuştur.
MAZLUMDER Ankara Şubesi’nin de bileşenlerinden olduğu Ankara Filistin Dayanışma Platformu tarafından Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırıyı protesto etmek için ABD Büyükelçiliği önünde eylem ve basın açıklaması düzenlenmiştir.

18.04.2026 / Yeni Haydut Dünya Düzenine Karşı Mardin’den Sesleniş
- Mardin’de gerçekleştirilen Genel Yönetim Kurulu toplantısının ardından kapsamlı bir basın açıklaması yayımlanmıştır. Eğitim sistemindeki tek tipleştirme sorunlarından Gazze soykırımına, ABD’nin İran saldırılarından Türkiye’deki yeni çözüm sürecinin önemine kadar çok sayıda başlığa değinilmiştir.
“Sessizlik, zulme ortak olmak anlamına gelmektedir. Küresel barış ve adalet arayışı, ancak bu tür işgallere karşı kararlı ve birleşik bir tutumla mümkün olabilir. Vicdan sahibi tüm devletler, kurumlar ve bireyler, bu insanlık dışı uygulamalara karşı sesini yükseltmek ve gerçek bir düzenin yeniden inşası için adım atmak zorundadır.”

Sığınmacı Hakları, Hukuksuz İadeler ve Tahdit Kodu Mağduriyetleri
- 23.04.2026 / Mısırlı Mültecilere Dönük Baskılar ve Hukuksuz İadeler
Mısır Devleti ile gelişen ilişkilerin ardından ülkemizdeki Mısırlı muhaliflerin “tahdit kodu” bahanesiyle keyfi ve hukuka aykırı biçimde sınır dışı edilmesine tepki gösterilerek, yeni Boraltan köprülerinin kurulmaması çağrısı yapılmıştır.
“Mısır’da darbe sonrasında süregelen sistematik işkence, keyfi tutuklamalar ve infazlar bütün bağımsız kurumlarca belgelenmiş, Bedir Cezaevi başta olmak üzere pek çok tesiste siyasi tutukluların en temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakıldığı, ağır bedensel ve psikolojik baskıya maruz kaldığı ortaya çıkarılmıştır. Bu koşullar altında Mısır’a iade, yeni Boraltan köprüleri kurmaktan başka bir mana ifade etmeyecektir. Boraltan köprüsünde, Türkiye’ye sığınan 195 Azerbaycan askeri Sovyetler’e iade edilmişti. Bu örnek toplumun vicdanında lanetle anılan bir yaradır; bu yaraya başka yaralar eklenmemelidir. Tarihin bugün atılan adımları da kayıt altına aldığı unutulmamalıdır.”
- 05.05.2026 / Tahdit Kodu Mağduriyetleri Devam Ediyor
Yargı kararıyla aklanmış Suriyeli bir anne ile 12 ve 16 yaşındaki çocuklarının (G-87) tahdit koduyla kamu güvenliği tehdidi sayılarak geri gönderme merkezine alınmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı ifade edilmiştir.
“MAZLUMDER olarak birçok defa dile getirdiğimiz gibi, tahdit kodu uygulaması Türkiye’de maalesef keyfi biçimlerde işlemekte; bir memurun takdir yetkisiyle ya da menşei ülke tarafından verilen terör listeleri yeterince kontrol edilmeden yabancıların hayatı karartılabilmektedir. Nitekim bu vakada da masumiyet karinesi hiçe sayılmış, yargı kararıyla aklanmış bir anne ve hiçbir suçu bulunmayan çocukları haksız tahdit kodlarıyla “yaşayan ölülere” dönüştürülmüştür. Kesinleşmiş yargı kararı idarenin keyfi pratikleriyle bypass edilmiş, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri temelden sarsılmış, hukuki güvenceler devletler arası ilişkilerde yaşanan süreçlere feda edilmiştir. Çocuklar aleyhine G-87 kodu konulması ilk kez karşılaştığımız bir durum da değildir. Benzer sebeplerle derneğimize yapılmış birçok başvuru mevcuttur.”
- 09.05.2026 / Özbek Alim Musa Salih’in İadesi
Daha önce basın açıklaması düzenlediğimiz ve serbest bırakılmasını talep ettiğimiz Özbek alim Musa Salih’in (Fazliddin Parpiyev) durumunun değişmemesi ve hakkında Özbekistan’da temelsiz suçlamalarla dava açılması gerekçe gösterilerek yeni bir açıklama yapılmıştır. Kötü muamele ve işkence görme riski bulunan ve hakkında sınır dışı kararı verilen Musa Salih’in Özbekistan’a iadesinin durdurulması istenmiştir.

“Unutmamak gerekir ki işkence ve ölüm riski olduğu halde kendisine sığınan insanları iade etmek, zayıf ve irade gösteremeyen devletlerin ya da insan canını küçük menfaatlerden değersiz gören diktatörlüklerin pratiğidir. Güçlü devletler ise bu unvanı, askeri caydırıcılıktan daha çok hukuku işleterek, kendine sığınanları yüz üstü bırakmayıp egemenlik sınırları içerisindeki herkesin canından, malından, namusundan emin olmasını sağlayarak elde ederler.”
Adil Yargılanma, İfade Özgürlüğü ve Dava Takipleri
- NATO Zirvesi Gerekçe Gösterilerek Hak ve Özgürlüklerin Askıya Alınması
Ankara’daki 36. NATO Zirvesi bahanesiyle ülke genelinde hak ve özgürlüklerin askıya alınması, toplu gözaltılar, ev baskınları ve toplantı yasakları derneğimizce yakından takip edilmiştir.
5 Temmuz 2026 tarihinde yapılan açıklama ile yapılan hukuksuzluklara işaret edilmiş ve aşağıdaki talepler sıralanmıştır:
“1. Muhammed Kavi’nin ölümü hakkında etkili, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmeli, silah, balistik ve olay yeri incelemesine ilişkin tüm deliller kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
2. Somut ve bireysel delile dayanmayan gözaltı ve tutuklamalara son verilmeli, hukuka aykırı biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılanlar derhal serbest bırakılmalıdır.
3. 24 saatlik avukat görüş yasağı ve dosya kısıtlılığı kararları kaldırılmalı, herkesin müdafi yardımından eksiksiz yararlanması sağlanmalıdır.
4. Rutinleşen geceyarısı operasyonları, kapı kırma, ters kelepçe ve teşhir gibi uygulamalara son verilmeli, işkence ve kötü muamele yasağına istisnasız uyulmalı, kişisel verileri sızdırarak masumiyet karinesini ihlal edenler hakkında soruşturma açılmalıdır.
5. Savunma hakkının teminatı olan Avukatlar hakkındaki işlemlerde CMK ve Avukatlık Kanunu’nun öngördüğü usullere mutlaka uyulmalıdır.
6. Ankara genelini kapsayan genel nitelikli toplantı ve gösteri yasağına son verilmeli, sınırlama gerekiyorsa yalnızca somut tehlikeyle orantılı, yer ve zaman bakımından daraltılmış tedbirlerle yetinilmelidir.
7. İdare eliyle uygulanan keyfî ve toplu erişim engelleri kaldırılmalı; kısıtlamalar ancak bağımsız yargı denetimiyle ve bireyselleştirilmiş kararlarla mümkün kılınmalıdır.”
7 Temmuz 2026 tarihli açıklamamızda ise NATO Zirvesi bahanesiyle bilhassa Filistin aktivistlerine yönelen hukuksuz gözaltı işlemleri eleştirilmiş, “Nerede olursa olsun ve kime yönelirse yönelsin, NATO Zirvesi’nin gerekçe gösterildiği bu hukuksuz uygulamaların karşısındayız.” ifadelerine yer verilmiştir.
Gözaltına alınan çok sayıda kişinin ifade süreçleri takip edilmiştir.
Adli Kontrol Tedbirlerinin Sınırı
25 Haziran 2026 tarihli açıklama ile Türkistanlılar İnisiyatifi Sözcüsü Burhan Kavuncu’nun ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken ve daha önce takipsizlik kararı verilen paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ve hakkında yurtdışına çıkış yasağı konulmasının hukuksuz bir karar olduğu ifade edilmiştir. Açıklamada ayrıca adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının bir temel haklara müdahale aracına dönüştüğü vurgulanmıştır.
Dava Takipleri
MAZLUMDER Hukuk Birimi tarafından dava takiplerine devam edilmektedir.
Gazeteci Ercüment Akdeniz’in terör örgütü üyesi olma iddiasıyla yargılandığı ve beraat ettiği dava,
İsrail’le ticareti protesto etmek için düzenlenen bir eylem dolayısıyla cumhurbaşkanına hakaret isnadıyla açılan bir dava,
Leman Dergisi protestolarında eylemcilere hitaben yaptığı konuşmadan ötürü Büyük Doğu Akıncıları İstanbul İl Başkanı Alper Kaan Aykut’un yargılandığı dava ve
Bir Suriyeli mültecinin ırkçı bir saikle darp edildiği iddiasıyla açılan dava gözlemci olarak takip edilmiştir.

İnanç Özgürlüğü ve Azınlık Hakları
- 14.04.2026 / Azerbaycan’da Başörtüsü Kısıtlamaları
Azerbaycan’da ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında öğrencilerin başörtüsü takmasını yasaklayan ve eğitim hakkını kısıtlayan düzenlemelerle ilgili MAZLUMDER tarafından açıklama yapılmıştır.
“Güncel durumda zaman zaman halâ hak ihlallerine yol açmaya devam eden uygulama, Mart 2026 tarihi itibarıyla Meclis gündeminde son şeklini alan “Uşaq Hüquqları Haqqında” kanun tasarısıyla yeni bir boyut kazanmak üzeredir. Tasarının 19. maddesi, kağıt üzerinde çocuk haklarını koruma amacı güdüyor gibi görünse de uygulamada başörtüsünün “aile baskısı” olarak yaftalanacağı ve “çocuğun kendi kararı değil” gerekçesiyle yasaklanacağı bir uygulamaya kapı aralar niteliktedir. Tasarı kanunlaşıp mevcut fiili durumla birleştiğinde suistimale oldukça açık bir alan yaratacağı, başörtüsü kısıtlamalarına yeni ve tartışmalı bir hukuki zemin oluşturacağı açıktır.”

- 13.07.2026 / Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığına Yönelik Baskılar
Yunanistan’ın azınlıkların müftü seçimine hukuka aykırı şekilde müdahale etmesi ve barışçıl protesto hakkını kullanan kişilere hapis cezası vermesi kınanmıştır. Yunanistan’a Lozan Antlaşması’nın gereklerine uyulması çağrısı yapılmıştır.
Toplantı, Gösteri Yürüyüşü ve İfade Hürriyetine Yönelik İhlaller
- Felsefe Öğretmenine 5186’dan Tutuklama
Manisa’da görev yapmakta olan Felsefe Öğretmeni Ramazan Avuşmak, Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklanmış, gelen tepkiler üzerine ise serbest bırakılmıştır.
Gözaltı ve tutuklama tedbirini gerektirmeyen iddialarla bir eğitimcinin hürriyetinden yoksun bırakılması ve itibarının zedelenmesine karşı MAZLUMDER tarafından 22 Nisan 2026 tarihinde bir açıklama yapılmıştır.
“Farklı dönemlerde de dikkat çektiğimiz üzere 5816 sayılı yasa bir hukuk devletinde olmaması gereken ve ifade özgürlüğü ilkesiyle bağdaşmayan bir düzenlemedir. Hakaret, aşağılama ve küçük düşürme gibi suçların ceza hukukunda zaten cezai bir karşılığı mevcuttur. Böyleyken önem atfedilen bazı kişiler ya da kurumlar hakkında özel yasa çıkarmak, siyasetin ve yargının eline; eleştirilerin susturulması, muhalif düşüncelerin bastırılması ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması için bir sopa tutuşturmak anlamına gelmektedir. Örneklere bakıldığında yasanın bu amaçla kullanıldığı açıktır ve bunlar haricinde de pek çok örneğe rastlamak mümkündür. Tutuksuz yargılanabileceği ve davetle çağrılıp ifadesinin alınabileceği bir konuda bir kişinin elleri kelepçeli şekilde gözaltına alınıp tutuklanması, bu uygulamanın hukuki tedbirden ziyade kişiyi ve toplumu sindirmeye yönelik bir peşin cezalandırma pratiği olarak kullanılmasının sonucudur.”
Ayrıca dernek tarafından bu kanun çerçevesindeki ihlalleri konu alan bir raporlama çalışmasının devam etmektedir.
Hak Arama Eylemlerine Yönelik Müdahaleler
- 22 Nisan 2026
Aylardır ücretlerini alamadıkları, geçmiş tazminatlarının ödenmediği, sık sık ücretsiz izne çıkarıldıkları gibi iddialarla Eskişehir’den Ankara’ya yürüyerek haklarını arayan Doruk Madencilik işçileri Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı önünde gözaltına alınarak bilahare serbest bırakılmıştır.
MAZLUMDER Ankara Şubesi tarafından konuya ilişkin açıklama yapılmıştır.
“Seslerini duyurabilmek amacıyla silahsız, saldırısız ve barışçıl bir yöntem olan yürüyüş ve ardından açlık grevi eylemi yapmak isteyen işçilerin, haklarını aramaya yönelik bu eylemleri toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı çerçevesinde anayasal güvence altındadır.
Hiçbir emekçi bu hakkı kullandığı için cezalandırılmamalıdır.”

- 17 Haziran 2026
Ankara’da mülakat mağduru öğretmenler ile Doruk Madencilik işçileri birtakım taleplerini dile getirmek, haklarını elde etmek için eylemler düzenlemişlerdir. 12 Haziran’da Doruk Madencilik işçilerine, 15 Haziran’da ise mülakat mağduru öğretmenlere kolluk güçleri tarafından müdahale edilmiştir. MAZLUMDER Ankara Şubesi hem eylemlerin takipçisi olmuş hem de müdahaleyi eleştiren bir açıklama yayınlamıştır.
“MAZLUMDER olarak; Öğretmenlere ve Maden İşçilerine yönelik müdahaleler hakkında etkili, bağımsız, şeffaf inceleme yürütülmesini, kötü muamele, orantısız güç kullanımı iddialarının titizlikle araştırılmasını, sorumlular hakkında gerekli yasal süreçlerin işletilmesini talep ediyoruz.
Kamu makamlarını ise toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımını kolaylaştıran, barışçıl gösterilere hoşgörüyle yaklaşan ve anayasal güvencelere uygun hareket eden bir anlayışı benimsemeye davet ediyoruz.”
25.04.2026 / Ankara’da İnsan Hakları Okulu
MAZLUMDER Ankara Şubesi’nde 2026 yılı İnsan Hakları Okulu 25 Nisan’da başladı. MAZLUMDER’in gelenek haline getirdiği ve insan hakları bilincinin yaygınlaşmasına katkı sunmayı amaçladığı programda alanında uzman pek çok isim ders verdi.
