MAZLUMDER’den Haberler
Aralık 2025 – Mart 2026
“Kim olursa olsun zalime karşı, kim olursa olsun mazlumdan yana” mottosuyla MAZLUMDER, 35 yıldır; mazlumların sesi olmaya çalışmış, tarihe notlar düşmüş, toplumun vicdanına seslenmiş, insan hakları bilincinin yaygınlaşması için eğitim çalışmaları düzenlemiş, adliyelerden meydanlara, cezaevlerinden geri gönderme merkezlerine hak ihlalleriyle mücadele etmiş ve yeryüzünde zulmün ortadan kaldırılması için faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedir.
Özgürce İnsan Hakları Dergisi’nin bu kısmında, ortaya koyduğumuz emeği, 4’er aylık periyotlar halinde okuyucularımızla paylaşmayı istiyoruz.
Bu paylaşımların, gönüllülerimizle dayanışmayı artırmasını umuyoruz
13.12.2025 / İnsan Hakları Gecesi (İHG)

2001 yılından beri her yıl 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü kapsamında farkındalık oluşturmak ve yaşanan hak ihlallerine dair genel bir bakış sunmak amacıyla düzenlediğimiz “MAZLUMDER İnsan Hakları Gecesi ve Ödül Töreni” bu yıl Ankara Ulucanlar Cezaevi Müzesi Konferans Salonu’nda “Yeni Çözüm Süreci, Soykırım & Ateşkes Kıskacında Gazze” konsepti ile gerçekleştirildi.
Gecede İnsan Hakları Ödülleri Sahiplerini Buldu
- Bireysel Mücadele Ödülü: Richard Falk
- Bireysel Mücadele Ödülü: Sırrı Süreyya Önder
- Örgütlü Mücadele Ödülü: TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu
- Örgütlü Mücadele Ödülü: Küresel Sumud Filosu
- Basın Ödülü: İlke Haber Ajansı
- Basın Ödülü: Serbestiyet
- Av. Aydın Durmuş Genç Hukukçu Ödülü: Av. Gül Enda Bayram
- Recep Vidin Vefa Ödülü: Üstün Bol
11.10.2025 / İnsan Hakları Okulu (İHO)
MAZLUMDER’in 2002 yılından bu yana düzenlediği ve artık bir ekol haline gelmiş eğitim programı İnsan Hakları Okulu’nun 20’ncisi, 11 Ekim – 8 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirildi.
Alanında uzman isimlerin ders verdiği 5 haftalık programı düzenli takip edip sertifika almaya hak kazanan katılımcılarımız sertifikalarını Bilim ve Sanat Vakfı Vefa Salonu’nda düzenlenen programda aldılar.
Taksim Ensemble grubunun müzik dinletisiyle başlayan program “İnsan Hakları Krizi ve Çıkış Yolları” paneli ile devam etti. MAZLUMDER Genel Başkanı Av. Kaya Kartal’ın moderatörlüğünde gerçekleşen panelde Prof. Dr. Burak Gemalmaz, Prof. Dr. Berdal Aral ve Ahmet Mercan konuşmacı olarak yer aldı.
Program sertifika takdimi ile sona erdi.
Emperyalist Müdahalelerin Karşısındayız

İsrail’in ABD’nin desteğiyle gerçekleştirdiği Gazze soykırımının yoğun şekilde devam ettiği 2025 yılının ardından yeni yılın ilk günleri de uluslararası hukuku ihlal eden bir müdahaleyle başladı. 3 Ocak 2026 tarihinde Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşi ABD güçleri tarafından kaçırıldı. MAZLUMDER olarak ABD’nin bu haydutça tutumu kınanmış ve uluslararası toplum tepki gösterilmeye davet edilmiştir.
“Geçmişte Vietnam, Afganistan, Irak gibi pek çok ülkeye çeşitli bahanelerle müdahale eden ABD, bu ülkelerin halklarına kan ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir. Demokrasi, özgürlük ve insan hakları gibi kavramlar, askeri müdahaleleri meşrulaştırma aracı yapılamaz. Aksine bugün bakıldığında ABD; başta Gazze soykırımı olmak üzere, coğrafyamızda ve dünyada yaşanan pek çok insan hakları ihlalinin faili ve azmettiricisi konumundadır.”1
Venezuela’ya yapılan müdahalenin ardından ABD Başkanı Donald Trump, başta Küba, Kolombiya ve İran olmak üzere pek çok ülkeye tehditlerine devam etmiştir. 28 Şubat tarihinde ise ABD ve İsrail tarafından İran’a yine uluslararası hukuku hiçe sayan askeri bir saldırı paylaşılmış, saldırıda aralarında bir okulun da bulunduğu çok sayıda sivil hedef vurulmuştur. MAZLUMDER coğrafyamıza yapılan bu emperyalist müdahaleye tepki göstermiş, aynı zamanda çok sayıda sivil toplum kuruluşuyla birlikte düzenlenen “Coğrafyamızdan Kan Akıyor” başlıklı ortak açıklamaya katılmıştır.2
“İnsanlığın ortak birikimine kasteden ve uluslararası hukuku hiçe sayan ABD ve İsrail’in bu pervasız saldırganlığına karşı; uluslararası toplumu, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm uluslararası örgütleri ve bölge ülkelerini acilen harekete geçmeye çağırıyoruz.”
Raporlama Çalışmalarımız Devam Ediyor

Türkiye’de ve dünyada yaşanan hak ihlallerini raporlayarak tarihe not düşen ve bugüne ikazlarda bulunan MAZLUMDER, bu yılın geride kalan üç aylık diliminde iki raporunu kamuoyuyla paylaştı.
- Kuruluşundan itibaren Kürt meselesini Türkiye’nin en temel insan hakları sorunlarından biri olarak kabul eden MAZLUMDER, yaptığı pek çok çalışmayla meselenin hak eksenli çözümü için çaba göstermiştir. TBMM çatısı altında kurulan “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” ile somutlaşan yeni çözüm sürecinin hukuki zeminine katkı sunmak amacıyla “KÜRT SORUNU BAĞLAMINDA HUKUKİ DÜZENLEME İHTİYAÇLARI VE ÖNERİLER”3 başlıklı rapor 6 Ocak 2026 tarihinde kamuoyuna duyurulmuş ve komisyona sunulmuştur.90’lı yılların güvenlikçi paradigmasından sıyrılarak; insan onurunu, eşit vatandaşlığı ve adaleti merkeze alan bir hukuk reformu önerisini içeren raporumuzun Türkiye’nin toplumsal barışına bir nebze de olsa katkı sunmasını temenni ediyoruz.
- Raporda Kürt meselesi etraflıca değerlendirilmiş; vatandaşlık tanımından eğitim hakkına, TMK-CMK-İnfaz Kanunu gibi mevzuat değişikliklerinden kayyım politikalarına çok sayıda başlıkta değerlendirmeler ve öneriler sunulmuştur.
- Hatay’ın Dörtyol ilçesinde 15 Kasım 2025’te polis operasyonunda vurularak öldürülen Suriyeli Enes G. Layla hakkında MAZLUMDER Adana Şubesi tarafından hazırlanan “ENES G. LAYLA ARAŞTIRMA VE İNCELEME RAPORU” 5 Mart 2026 tarihinde yayınlandı.
- Raporun hazırlanış sürecinde görgü tanıklarıyla görüşülmüş, yerinde gözlem yapılmış ve soruşturma dosyasına giren ifadeler incelenmiştir. Raporda yer alan tespitler, kamu gücü kullanılarak gerçekleştirilen operasyonda ciddi usul hatalarının, planlama zafiyetlerinin ve ağır bir yaşam hakkı ihlalinin bulunduğunu ortaya koymaktadır.
Suriye İçin Sağduyu, Müzakere ve İnsani Sorumluluk Çağrısı
Suriye’de yaşanan gelişmeler MAZLUMDER tarafından insan hakları bağlamında yakından takip edilmiş, zaman zaman bu konudaki kaygı ve tepkilerimiz kamuoyuyla paylaşılmıştır.
Yerleşim alanlarında yaşanan çalışmaların bölge halkı üzerinde başta yaşam hakkı olmak üzere oluşturduğu hak ihlallerine dikkat çekilerek taraflar sağduyu ve müzakereye davet edildi.
“Unutulmamalıdır ki sivillerin yaşadığı alanlarda meydana gelen her silahlı çatışma, kaçınılmaz olarak sivil can kayıplarına ve ağır insani krizlere yol açmaktadır. Bu nedenle çatışmanın tüm taraflarını ve etkisi bulunan bölgesel aktörleri; sivil can kayıplarını önlemeye, şiddeti tırmandıracak adımlardan kaçınmaya, temel hak ve özgürlükler ekseninde müzakere süreçlerini işletmeye ve sorunları insani duyarlılık temelinde çözmeye davet ediyoruz.”4
Ayrıca Suriye’de yaşanan gelişmelere dair Türkiye’de gerçekleşen protestolara yapılan hukuka aykırı müdahaleler de gündeme getirilmiş ifade özgürlüğünün ve protesto hakkının baskılanmasının bir hak ihlali olduğu ifade edilmiştir.
“Söz konusu eylemler gerekçe gösterilerek protestoculara yönelik gözaltı, tutuklama, orantısız kolluk müdahalesi ve idari yaptırımlar uygulanması hukuka aykırıdır. Özellikle Kocaeli’de bir hemşirenin, ifade hürriyeti ve protesto hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken paylaşımları nedeniyle gözaltına alınması ve görevinden uzaklaştırılması, temel hak ve özgürlükler açısından vahim bir örnek teşkil etmektedir.”5
Yakalama, Gözaltı ve Sınır Dışı İşlemlerinde Yaşanan Hak İhlallerine Tepki

Yılbaşında saldırı hazırlığı yapıldığı istihbaratıyla 2025 yılının son günlerinde ve yeni yılda güvenlik güçlerince pek çok şehirde eş zamanlı operasyon yapılmış, bir kısmı yabancı uyruklu olmak üzere çok sayıda kişi terörle suçlanarak gözaltına alınmıştır. Derneğimize gelen bilgilere göre bahse konu operasyonlar terör örgütü üyesi olmak, terör örgütü propagandası yapmak, terörizmin finansmanı gibi suçlamalarla yapılmıştır. Yaşanan bu durum MAZLUMDER tarafından etraflıca değerlendirilmiş; kötü muamele yasağı, lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi ve yabancılar için geri gönderme yasağı gibi başlıklar altında hatalı görülen hususlar ifade edilmiştir. Değerlendirmenin “Sonuç ve Öneriler” kısmında
“Kamu gücünü kullanan tüm yetkilileri ve ilgili makamlar: Gözaltı işlemlerinde zorunluluk ve orantılılık ilkelerine uymaya, Masumiyet karinesini ihlal eden teşhir uygulamalarına son vermeye, İşkence ve kötü muamele iddiaları hakkında etkin soruşturma yürütmeye, Geri gönderme yasağına ve masumiyet karinesine aykırı keyfi sınır dışı işlemlerini sonlandırmaya, Uluslararası hukuka ve anayasal güvencelere sadık kalarak yargı süreçlerini şeffaf bir şekilde işletmeye davet edilmiştir.”
Bu operasyonlar kapsamında Ankara Akyurt Geri Gönderme Merkezi’ne gönderilen ve hakkında sınır dışı kararı verilen Musa Salih’in (Fazliddin Parpiyev) serbest bırakılması için ailesi, avukatı Av. Gülden Sönmez ve Türkistanlılar İnisiyatifi Sözcüsü Burhan Kavuncu’nun katılımıyla basın açıklaması düzenledik.6
Basın açıklamasında Musa Salih’in yaşadığı hak ihlali vurgulanırken benzer durumda olan yabancılar ve Göç İdaresi’nin sistematik hale getirdiği hukuksuzluklar da eleştirildi.
“Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin gelişmesi, maalesef Türkiye’deki Özbek göçmenlere yönelik hukuksuz uygulamaları da artırmaktadır. Aynı mağduriyetler Türkmen, Mısırlı ve Doğu Türkistanlı muhacirler için de geçerlidir. Devletler arası siyasi ve ekonomik çıkarlar, hukukun askıya alınmasının mazereti olamaz. Türkiye Cumhuriyeti, temel haklarından yoksun bırakıldığı için kendisine sığınmış insanları hukuka aykırı bir şekilde ateşe atamaz.”
Soykırımcı İsrail’in Baskı ve Zulmü Devam Ediyor
Gazze’de ateşkes imzalanmış ve bölgedeki saldırılar azalmış olsa da işgalci İsrail rejimi baskı ve zulümlerine devam etmektedir. İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli tutsaklara yönelik insanlık dışı muameleler, sistematik işkence ve ağır hak ihlalleri, uluslararası kamuoyunun gözü önünde artarak devam etmektedir. Hapishanelerde hukuksuzca tutulan Filistinli tutsak sayısı 9300’ü aşarken bu kişilerin pek çoğu idari gözetim altında keyfi olarak tutulmaktadır. Bu sayıya Ekim sonrası Gazze’den alıkonulan, Sde Teiman gibi askeri üslerde ve bilinmeyen sorgu merkezlerinde tutulan binlerce Filistinli dahil değildir. MAZLUMDER olarak Filistinlilerin yaşadıkları zulmü bir nebze duyurabilmek için zaman zaman açıklamalar ve raporlamalar yapmakta ve başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası topluma çağrıda bulunmaktayız. 21 Ocak 2026 tarihli açıklamamızda Kemal Edwan Hastanesi Müdürü Dr. Hussam Abu Safiya’nın alıkonulmasına da vurgu yapılmıştır.
“Kemal Edwan Hastanesi Müdürü Dr. Hussam Abu Safiya da bu hukuksuzluğun en somut örneklerinden biridir. Aralık 2024’te görevi başındayken işgal güçleri tarafından hukuksuzca alıkonulan Dr. Hussam Abu Safiya, o tarihten bu yana keyfi olarak tutuklu bulunmaktadır. Kendisine yöneltilen hiçbir somut suçlama olmamasına rağmen tutukluluğu defalarca uzatılan Dr. Safiya’nın, hapishane koşullarında ciddi sağlık sorunları yaşadığı, aşırı kilo kaybettiği ve gerekli tıbbi tedaviden mahrum bırakıldığı rapor edilmektedir.”7
İşgalci İsrail yalnızca Filistinliler üzerinde değil Filistinlilerin maruz kaldığı soykırımı duyuran kişiler hakkında da baskı uygulamaya çalışmaktadır. Bunlardan birisi de BM Özel Raportörü Francesca Albanese’dir. MAZLUMDER hak mücadelesinde Albanese’nin yanında olduğunu ifade etmiş ve hatırlatmıştır:
“Özel Raportörler bağımsızdır. Görevi, herhangi bir devletin çıkarını korumak değil, uluslararası hukukun ve insan haklarının korunmasına hizmet etmektir.
Albanese’nin raporları, İsrail’in soykırım suçlarını belgeleyen ve Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi kurumlar için önemli bir delil niteliğindedir. Onu susturmaya yönelik girişimler, yalnızca Filistin halkının haklarını değil, tüm insanlığın ortak değerlerini hedef almaktadır.
İnsan hakları savunucularına yönelik saldırılar durmalı, bağımsız raportörlerin çalışmaları güvence altına alınmalıdır. Devletler, uluslararası hukuk uyarınca soykırımı önleme yükümlülüklerini yerine getirmeli, suç ortaklığından vazgeçmelidir.”8
Adil Yargılanma Hakkının Takipçisiyiz

MAZLUMDER, yıllardır sürdürdüğü dava takiplerini yeni kurulan Hukuk Birimi’yle bu yıl daha sistematik bir şekilde devam ettiriyor. MAZLUMDER bünyesinde gönüllü olarak çalışan avukatlardan oluşan birim bu yılın ilk çeyreğinde de çok sayıda davayı gözlemci olarak takip etti.
Kamuoyunda dezenformasyon yasası olarak bilinen TCK 217/A kapsamında basın çalışanlarına yönelik suçlamalar, Filistin eylemleri nedeniyle 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanununa muhalefet iddiasıyla yapılan yargılamalar, örgüt üyeliği suçlamaları gibi çeşitli başlıklarda dava takiplerimizi gerçekleştirdik.
29 Yıl Geçti, 28 Şubat’ın İzleri Silinmedi
Türkiye’nin siyasi tarihine “bin yıl süreceği” iddiasıyla kazınan 28 Şubat darbesinin üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen, bu karanlık dönemin ürettiği birtakım mağduriyetler toplumun vicdanında kanayan bir yara olmaya devam ediyor. Ordu, yargı, medya, akademi ve sermaye çevrelerinin iş birliğiyle kurgulanan bu süreç, sadece bir hükümeti devirmekle kalmamış, inançlı insanların hayatlarını, özgürlüklerini, hayallerini ve temel insan haklarını hedef almıştır.
MAZLUMDER hem 28 Şubat süreci olarak adlandırılan dönemde hak mücadelesinin merkez üssü olmuş hem de devam eden yıllarda mağdurların haklarının iadesinin sağlanması için kampanyalar ve eylemler düzenlenmiştir. Bu çabaların bir kısmı sonuç verse de 28 Şubat halen yüzleşilmeyen ve hakkıyla hesaplaşılmayan bir darbe olarak bir sonrakini tetikleme tehlikesini taşımaktadır. Postmodern darbenin yıldönümünde MAZLUMDER mevcut sorunların çözümü için önerilerini yeniden hatırlatmıştır:
“Kıyıda köşede kalmış, bugüne kadar sesini duyuramamış insanların mağduriyetlerinin ortaya çıkarılıp çözülmesini sağlayacak bir yüzleşme ve hesaplaşma mekanizması ya da bu konularda icra-i yetkilere sahip özel bir komisyonu kurulmalıdır.
Mağdur edilen kamu görevlilerinin ve öğrencilerin maddi-manevi tüm zararları tazmin edilmeli, hakları parça parça değil, tam anlamıyla iade edilmelidir.
28 Şubat’ın brifingli ve siyasi yargılamaları yok sayılmalı, bu dosyalar hiçbir bahane üretilmeksizin yeniden yargılamaya açılmalıdır. On yıllardır cezaevinde ömür tüketen 28 Şubat mahpusları serbest bırakılmalıdır.
Darbe süreçlerinde oluşturulan istihbari kayıtların bugün dahi insanların önüne engel olarak çıktığı gerçeğinden hareketle devletin kirli ve manipüle edilmiş hafızası temizlenmelidir. İnsanların hayatını karartan darbe dönemi fişlemeleri ve istihbari kayıtlar imha edilmelidir.
Darbenin sadece askeri değil; medya, sermaye, bürokrasi, akademi ve yargı ayağındaki tüm aktörleri ifşa edilmeli ve sivil bir yüzleşme mekanizması kurulmalıdır.”9
- https://www.mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/basin-aciklamalari/1/abdnin-venezuelaya-mudahalesi-kabul-edilemez/14423 ↩︎
- https://www.mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/basin-aciklamalari/1/ortak-aciklama-cografyamizdan-kan-akiyor/14435 ↩︎
- https://drive.google.com/file/d/1p64iZ5KTCTEeq9cY7JJrLfixYH7XjlKU/view?usp=sharing ↩︎
- https://www.mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/basin-aciklamalari/1/suriye-icin-sagduyu-muzakere-ve-insani-soruml/14428 ↩︎
- https://www.mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/basin-aciklamalari/1/ifade-ozgurlugu-ve-protesto-hakkinin-baski-al/14430 ↩︎
- https://www.mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/basin-aciklamalari/1/yakalama-ve-gozalti-islemlerinde-yasanan-hak-/14426 ↩︎
- https://www.mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/basin-aciklamalari/1/isgal-hapishanelerindeki-sistematik-iskence-v/14425 ↩︎
- https://www.mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/basin-aciklamalari/1/bm-ozel-raportoru-francesca-albaneseye-yoneli/14431 ↩︎
- https://www.mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/basin-aciklamalari/1/28-subat-icin-gercek-bir-yuzlesme-ve-adalet-c/14432 ↩︎
