Adalet ve Kalkınma Partisi (AK PARTİ) 1 Nisan 2026

Anayasa Yapmak, Egemenliğin Sahibi Milletin Hakkıdır

Hayati YAZICI / Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı, Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı

Türkiye uzun yıllardır yeni anayasa konusunu tartışıyor. 1982 Anayasası, askeri bir darbenin ürünü olması sebebiyle yeterince kabullenilmemiş ve hep bir meşruiyet sorunu yaşamıştır. Anayasa 19 defa değişikliğe uğramış, çok sayıda yeni anayasa girişimi olmuş, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve daha birçok kurum anayasa tasarıları ve raporları hazırlamıştır. Ancak aradan geçen 43 yıla rağmen hala sivil bir anayasanın hazırlanamamış olması siyaset kurumunun ayıbıdır.

Demokratik bir cumhuriyette anayasa yapma hakkı Millete ait tekel bir haktır. Aziz Milletimiz, Anayasa yapma hakkını bugüne kadar hiçbir zaman kullanamamıştır. 1982 Anayasası milli iradeyi gasp eden darbeciler tarafından hazırlanan, bu açıdan milletin özgür iradesinin ürünü olmayan ve millete dayatılan bir anayasadır. Darbecilerin yaptığı, mimarı darbeciler olan bir Anayasa ile yönetilmek Türkiye’ye yakışmamaktadır. Milletin ‘anayasa yapma hakkını’ kullanması için darbe ürünü mevcut anayasanın kaldırılarak yeni bir anayasa yapılması zaruridir.

Bugüne kadar çok sayıda anayasa reformuna ve yeni anayasa girişimine öncülük eden Partimiz, önümüzdeki dönemde Ülkemizi, inşa edeni ‘Millet’ olan bir toplum sözleşmesine kavuşturmak için çalışmalarını yürütmektedir.

AK Parti olarak demokratik, sivil, özgürlükçü ve yeni Anayasa’yı mümkün olan en geniş mutabakatla ve demokratik yöntemle, toplumun bütün kesimlerinin içerisinde kendini bulacağı şekilde Aziz Milletimizle birlikte yapma azim ve kararlılığı içerisindeyiz.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra bizim en kıymetli kazanımımız Cumhuriyet’tir. Şimdi Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girdik ancak hala Millet tarafından yapılan bir Anayasamız yok. Bu nedenle her şeyiyle milli iradenin ürünü yeni bir Anayasayı ülkemize kazandırmak, Türkiye Yüzyılı’nı yeni ve sivil bir Anayasa ile taçlandırmak en önemli hedeflerimiz arasında yer almaktadır.

‘Sessiz Devrim’lere İmza Attık

Bilindiği üzere Partimiz kurulduğu ilk günden itibaren ülkemizin kronikleşen ve kangrene dönüşen sorunlarını çözmek için demokrasi, insan hakları ve adalet alanında çok sayıda reforma imza atmıştır.

“Sessiz devrim” olarak adlandırılan bu reformlar ile düşünce ve basın özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırdık, her türlü ayrımcılığa son vererek bütün din mensupları için inanç ve ibadet özgürlüğünü teminat altına aldık, işkence ile aktif olarak mücadele ederek bu tür iddiaları ülke gündeminden tamamen çıkardık, hak arama yollarını çoğalttık ve devleti vatandaşın denetimine açtık, yargı üzerindeki vesayetlere son vererek daha etkin ve adil bir yargı sistemi tesis ettik, kadın ve çocuk haklarının etkin korunması için köklü mevzuat değişiklikleri yaptık ve çok sayıda yeni uygulamayı sistemimize kazandırdık.

Bu reformları belli bir sistematik ve takvim içerisinde yürütmek amacıyla “Yargı Reformu Strateji Belgeleri” ve “İnsan Hakları Eylem Planları” açıkladık ve yürürlüğünü sağladık. Bu belgeler doğrultusunda çok sayıda düzenlemeyi hayata geçirdik ve geçirmeye de devam ediyoruz.

Anayasa Değişiklikleriyle Demokrasimizi Güçlendirdik

Yasal ve idari düzenlemelerle hayata geçirilen bütün bu reformların yanı sıra kalıcı çözümler üretmek adına çok sayıda anayasa değişikliği yaptık ve yeni anayasa arayışından hiçbir zaman vazgeçmedik.

23 yıllık iktidarımız boyunca demokrasimizi güçlendirmek, hak ve özgürlükleri daha güvenceli hale getirmek ve adaleti tesis etmek adına anayasa reformlarını hayata geçirdik. Bunlardan bazılarını sıralayacak olursak, 2002 yılında yapılan değişiklik ile milletvekili seçilmeye engel oluşturan düşünce suçlarını Anayasadan çıkardık.

2004 yılında temel hak ve özgürlüklere ilişkin anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde, milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınmasını öngördük. Devlete kadın ve erkek arasında eşitliği sağlama yükümlülüğü getirdik. Basımevi ve eklentileri ile basın araçlarının, hiçbir şekilde suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemeyeceğini, işletilmekten alıkonulamayacağını pozitif hukukumuza kazandırdık.

2007 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı seçimlerini vesayetçi unsurlardan korumak amacıyla Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin önemli bir düzenlemeyi gerçekleştirdik.

2010 yılında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunu getirdik, Kamu Denetçiliği Kurumu’nu kurduk. Çocuk haklarını ilk defa anayasal koruma altına aldık ve sendika özgürlüğünü geliştirerek kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı getirdik. 12 Eylül askeri darbesini gerçekleştirenleri koruyan Anayasanın geçici 15. maddesini yürürlükten kaldırdık ve yargılanmalarının önünü açtık. Kamu yönetiminde saydamlığı esas alarak vatandaşlarımızın bilgi edinme hakkını anayasal teminata kavuşturduk. Ülkemizin hukuk devleti vasfını güçlendiren adımlar attık. 

2017 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçerek devletin daha hızlı ve etkin işleyeceği, kuvvetler ayrılığını güçlendiren ve bürokratik vesayeti gerileten bir siyasal sistem tesis ettik.

Hatırlanacağı üzere 2008 yılında TBMM’de 411 milletvekili tarafından kabul edilen ve yükseköğretim öğrencileri için başörtüsünü serbest bırakmayı amaçlayan Anayasa değişikliği, Anayasa değişikliklerinin sadece şekil bakımından incelenebileceği, esas açısından Anayasa Mahkemesi denetimi dışında olmasına karşın, Anayasaya açıkça aykırı bir şekilde esastan incelemeye tabi tutularak Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti.

Milletimizi Kuşatıcı Bir Anayasa İle Buluşturacağız

AK Parti olarak sadece anayasa değişiklikleri ile yetinmedik. Türkiye’nin darbe mahsulü 12 Eylül anayasasından kurtulması için yeni anayasa arayışlarını hep destekledik ve öncülük ettik.

Türkiye’ye ve Türk demokrasisine yakışmayan darbe mahsulü anayasaya karşılık Türk milletinin ve siyaset kurumunun insan onuruna dayanan, tamamen özgürlükçü, demokratik ve sivil bir anayasa hazırlayacak iradeye ve birikime sahip olduğuna her zaman inandık.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Türkiye’nin ekonomide, demokraside, hak ve özgürlükler alanında hedefine ulaşabilmesi için milletimizi yeni, sivil ve kuşatıcı bir Anayasa ile buluşturma kararlılığımızı sık sık dile getiriyoruz. Bu konudaki irademiz de, duruşumuz da nettir.

2007 yılında bir grup akademisyenden bir anayasa taslağı hazırlamasını isteyerek yeni anayasa sürecini başlatmak istemiştik. Ancak bu girişim Partimiz hakkında açılan kapatma davası sebebiyle hayata geçirilememişti.

En ciddi girişim olan ve 2011 seçimlerinden sonra kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu ise AK Parti’nin tüm yapıcı ve kolaylaştırıcı çabalarına rağmen yeni bir anayasa hazırlayamadan dağılmıştı. AK Parti olarak bu Komisyonun üzerinde uzlaştığı temel haklara ilişkin 59 maddeyi sahiplenmiş ve bunların yasalaşması için defalarca çağrı yapmıştık.

Bugüne kadar anayasa çabaları bürokratik vesayetin müdahaleleri veya uzlaşma ortamının tesis edilememesi nedeniyle daima akamete uğramıştır.

Milletimizi Tarihin Öznesi Yapacak Bir ‘Toplum Sözleşmesi’ Yapma Kararlılığındayız

Küresel ve bölgesel değişimlerin hızlandığı, tehditlerin, fırsatların ve risklerin her alanda kendini gösterdiği bir dönemde, Türkiye’mizi ve Milletimizi tarihin öznesi yapacak atılımlar için yeni bir “toplum sözleşmesi” yapmaya kararlıyız.

Yapılan Anayasa değişikliklerine rağmen 1982 Anayasası’nda 12 Eylül rejiminin izlerinin silinememiş olması üzüntü vericidir. Bu izleri silmeye yönelik çok sayıda değişiklik yapılmış olsa da özgürlükler konusunda anayasanın geneline hâkim olan sınırlandırıcı ve istisnası bol yaklaşım halen giderilebilmiş değildir.

Mevcut Anayasa Sistematik Bütünlüğünü Kaybetmiştir

1982 Anayasasında bugüne kadar 19 defa değişiklik yapılmış, bu değişikliklerin 12 tanesi AK Parti döneminde gerçekleştirilmiştir. Bu değişiklikler genel anlamda demokratikleşme, hukuk devleti ve özgürlükleri genişletme yolunda olsa da Anayasa’daki 12 Eylül rejiminin izlerini tamamen silmek mümkün olmamıştır. Yapılan değişiklikler sonrası 1982 Anayasasının üzerinde hala 12 Eylül darbesinin otoriter ve vesayetçi gölgesi bulunmaktadır. Ayrıca mevcut Anayasa sistematik bütünlüğünü, iç tutarlılığını ve dil-terim uyumunu kaybetmiştir. 

Ne kadar değiştirilirse değiştirilsin, 1982 Anayasası daima 12 Eylül’ün acılarını ve darbenin izlerini hatırlatacaktır. Bu bakımdan, temel felsefesi bireyin özgürlüğü ve korunması olan, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını güçlendirmeye yönelik kurumsal güvenceleri içeren yeni bir anayasa yapılması, Türkiye’de demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün kökleşmesi bakımından vazgeçilmez öneme sahiptir.

Türkiye’nin, yargılanmış ve mahkum edilmiş 12 Eylül darbecilerinin hazırladığı Anayasa ile yönetilme ayıbından kurtulmasının siyaset kurumunun temel görevi olduğunu düşünüyoruz.

Hedefimiz En Geniş Katılımla Uzlaşmaya Dayalı Anayasa Yapmak

Bir anayasanın sivil, demokratik ve özgürlükçü olarak nitelendirilebilmesi için sadece içeriğinin değil hazırlanma yönteminin de demokratik ve sivil olması gerekmektedir. Darbeciler tarafından hazırlanan ve millete dayatılan 1961 ve 1982 Anayasalarına karşılık vatandaşların katılımının en üst düzeyde olduğu, halkın temsilcileri tarafından ve en geniş katılım ile müzakere ve uzlaşmaya dayalı yeni bir anayasanın hazırlanması gerektiğine inanıyoruz.

Yeni Anayasanın Kodları

“Yeni anayasanın kodları: Yüksek standartlı demokrasi, güvenceli özgürlükler ve hukukun üstünlüğü”

AK Parti olarak;

Milletin kendi iradesi ve kendi eliyle yaptığı, her bir vatandaşımızın “içinde ben varım”, “benim iradem var” dediği; ırk, din, mezhep, dil, renk ve kültür farkı gözetmeden herkesi kuşatan, kucaklayıcı, bütünleştirici, çeşitlilikte birliği savunan;

İnsan onurunu temel alan, devletten önce özgürlükleri düzenleyen ve koruyan, bütün kurum ve kuralları ile insanı haklarıyla yaşatmayı ilke edinen; insanın maddi ve manevi varlığını bütün tercihleri ve inançlarıyla özgür biçimde gerçekleştireceği demokratik toplumu inşa eden,

Devleti ve bütün kurumlarını insanımıza ve milletimize hizmet aracı olarak gören “İnsanı Yaşat ki, Devlet Yaşasın” anlayışıyla hazırlanmış, Devletin milleti ile bölünmez bütünlüğünü ve üniter yapıyı teminat altına alan,

Egemenliğin sahibi milletin demokratik meşru temsilcilerinin önündeki her türlü vesayeti ortadan kaldıran; güçler ayrılığını pekiştiren ve bununla birlikte güçlerin eşgüdümünü temin ederek millete hizmeti birinci öncelik sayan,

Demokratik katılımı genişleten, siyasal katılımın önündeki vesayetlere izin vermeyen ve bilgi teknolojileri ile kamusal katılımı artıran; çoğulcu bir toplumsal ve siyasal yapı kuran, istikrarlı ve etkili hükümet modelini daha da geliştiren,

Özgürlükçü ve demokratik Cumhuriyet anlayışının kazanımlarını daha da ileriye götürmeyi amaçlayan; hukukun üstünlüğünü esas alan, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı temelinde kurumsal yapılanmayı ve işleyişi temin eden,

Milletimizin değerlerini temel alan ve evrensel değer ve normları gözeten, Türkiye’yi yeni yüzyıl hedeflerine ulaştıracak etkin ve sağlıklı bir kurumsal yapılanmayı tesis eden yeni bir anayasa yapmayı hedefliyoruz.

Yeni Anayasa Çalışmalarımız

AK Parti, sadece çağrıda bulunmakla yetinmemiş, somut adımlar atmış ve kendi içerisinde yeni anayasa için çeşitli hazırlıklar yürütmüştür.

AK Parti Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığı olarak yeni anayasa çalışmalarına katkı vermek amacıyla bir dizi çalıştaylar yaptık. Bu çalıştaylarda akademisyenleri, uzmanları, sivil toplum kuruluşlarını ve toplumun değişik kesimlerinin temsilcilerini dinleyerek, anayasa konusundaki taleplerini dinledik. Çalıştaylarda, “Türkiye’nin neden yeni anayasaya ihtiyacı var?” ve “Yeni anayasa yapma yöntemi ne olmalı?” sorularına cevap ararken, ‘Yeni anayasada temel haklar ve özgürlükler’ ile ‘Yeni Anayasa’da Yasama ve Yürütme Organları’ başlıkları gibi birçok konu başlığını da ele aldık. Bu çalıştaylarda ileri sürülen görüşleri ve elde edilen sonuçları raporlaştırdık ve başta Genel Başkanımız olmak üzere yetkili kurulların bilgisine sunduk.

Daha sonra yeni Anayasa çalışmalarını yürütmek üzere Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 11 kişilik bir komisyon oluşturuldu. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan Komisyon olarak çalışmalarımızı uzun zamandır sürdürüyoruz.

Bugüne kadar Türkiye’deki anayasalar, dünya anayasaları, anayasaların içeriklerinde neler olması gerektiği, temel hak ve özgürlüklerden devletin temel organlarının düzenlenişine kadar karşılaştırmalı çalışmaları ele aldık.

Buradaki amacımız kapalı kapılar ardında hazırlanmış bir anayasa taslağı ile toplumun karşısına çıkmak yerine önce toplumsal talepler doğrultusunda partimizin fikri hazırlığını oluşturmaktır. Partilerin kendi anayasa taslakları ile masaya oturmalarının uzlaşmayı güçleştireceğini, beyaz bir sayfa açarak uzlaşma ile bir metin yazılması gerektiğini düşünüyoruz.

Türkiye Yüzyılı’nı Yeni, Sivil Ve Özgürlükçü Bir Anayasa İle Taçlandıralım

Özetlemek gerekirse, bizim anayasa yapma yöntemimiz halkta başlayacak ve en son yine halkta bitecek bir yol izleyecektir. Önce toplumun taleplerini toplayarak partilerin uzlaşmasıyla bir taslak hazırlanması, daha sonra bu taslağın TBMM’de bulunan bütün partilerin katılımıyla bir metin haline gelmesi ve referandumla halkımızın onayına sunulması gerektiğine inanıyoruz.

Yeni anayasanın kutuplaştırıcı değil uzlaştırıcı, ayrıştırıcı değil birleştirici, yasakçı değil özgürlükçü olması, farklılıklarda değil ortak noktalarda buluşturması temel ilkemiz, anayasa hazırlık sürecinin sağlıklı işleyebilmesi temel önceliğimizdir.

Bu noktada devletimizle milletimizi buluşturacak yeni Anayasa’nın yapım sürecinin sığ tartışmalara heba edilmesini, kutuplaştırıcı bir dile hapsedilmesini kesinlikle tasvip etmediğimizin de altını çizmek istiyorum.

AK Parti olarak Türkiye Yüzyılı’nı yeni, sivil ve özgürlükçü bir Anayasa ile taçlandırma konusundaki kararlılığımız ortadadır. Tüm siyasi partilere düşen görev en ideal anayasa metni ortaya koymak için oturup konuşmak, müzakere etmek ve uzlaşmayla bu süreci nihayete erdirmektir. Gelecek nesillere bırakacağımız en önemli miraslardan birisi sivil bir Anayasa olacaktır. Milletimizin ortak değerlerini, ortak geleceğini, temel hak ve özgürlükleri meşruiyet zemininde kuşatan, ülkemizin birikimine ve hedeflerine uygun yeni anayasanın Türkiye’ye çok önemli kazanımları olacaktır.